Eş anlamlı (anlamdaş) sözcükler ve bağlamda yerine kullanım Soruları
KPSS Türkçe · 79 özgün soru · açıklamalı çözümler
Örnek Sorular
Soru 1
Aşağıdaki seçeneklerin hangisinde 'deniz tutkusunu yenememek' ifadesinin bağlamdaki anlamı doğru verilmiştir?
A) Denizi çok sevmek, her an deniz yaşamının içinde olmak
B) Denizin güçlüğü karşısında çaresiz kalmak, dalgalara yenik düşmek
C) Denizciliği bir meslek olarak seçmek zorunda kalmak
D) Denize girmekten korkmak, deniz ortamına alışamamak
E) Deniz tutmasından kurtulamamak, deniz yolculuğuna katlanamamak
Cevabı göster
Cevap: A) Denizi çok sevmek, her an deniz yaşamının içinde olmak
'Deniz tutkusunu yenememek' ifadesi, denize duyulan derin sevgiyi ve deniz yaşamından kopmayı başaramamayı anlatır; denizden uzaklaşamamak, onu çok sevmek demektir.
Soru 2
'Dil' sözcüğünün hem 'tatma ve konuşma organı' hem de 'anlatım biçimi, üslup' anlamına gelebilmesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Anlamlar arasında uzak bir ilişki bulunduğu için 'dil' çok anlamlıdır.
B) Anlamlar arasında hiçbir ilişki bulunmadığı için 'dil' sözcüğü sesteştir.
C) Yazılışları aynı iki ayrı sözcük olduğu için 'dil' eş anlamlıdır.
D) Anlamları birbirine karşıt olduğu için 'dil' zıt anlamlıdır.
E) Aralarında küçük bir anlam farkı olduğu için 'dil' yakın anlamlıdır.
Cevabı göster
Cevap: A) Anlamlar arasında uzak bir ilişki bulunduğu için 'dil' çok anlamlıdır.
Çok anlamlı sözcüklerin anlamları arasında uzak da olsa bir ilişki bulunur; 'dil' sözcüğünün organ ve üslup anlamları arasında böyle bir bağ olduğundan 'dil' çok anlamlıdır.
Soru 3
Aşağıdaki ifadelerden hangisi 'yaygın kalıp ve klişelerden uzaklaşıp alışılmışın dışına çıkmak' anlamını taşır?
A) Modaya ayak uydurmak
B) Modası geçip eskimek
C) Modayı yakından izlemek
D) Moda hâline gelmek
E) Modadan sıyrılmak
Cevabı göster
Cevap: E) Modadan sıyrılmak
'Modadan sıyrılmak', yaygın akım, kalıp ve klişelerden uzaklaşmayı, alışılmışın dışına çıkmayı anlatır. 'Modaya uymak, modayı izlemek, moda olmak' ise akıma katılmayı; 'modası geçmek' ise eskimeyi belirtir.
Soru 4
Anlamca yakın sözcüklerin cümlede sık sık birbirinin yerine yanlış kullanılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazılışlarının ve okunuşlarının tümüyle aynı olması nedeniyle ayırt edilememeleri
B) Birbirine karşıt anlamlar taşıdıkları için bağlamda yer değiştirebilmeleri
C) Ortak bir çekirdek anlam taşımalarının, her bağlamda yer tutabilecekleri yanılgısını doğurması
D) Aralarında hiçbir anlam ilişkisi bulunmadığından rastgele seçilebilmeleri
E) Tek bir kavramı birden çok sözcükle anlatma amacı taşımaları
Cevabı göster
Cevap: C) Ortak bir çekirdek anlam taşımalarının, her bağlamda yer tutabilecekleri yanılgısını doğurması
Anlamca yakın sözcükler ortak bir çekirdek anlamı paylaşır; bu ortaklık, onların her bağlamda eşit ve birbirinin yerine geçebileceği yanılgısını yaratır.
Soru 5
Bir cümlede 'yalnız' sözcüğünün yerine anlam bozulmadan 'ama' ya da 'fakat' getirilebiliyorsa, bu sözcük o cümlede hangi görevde kullanılmıştır?
A) Zarf
B) Edat
C) Bağlaç
D) Sıfat
E) Ünlem
Cevabı göster
Cevap: C) Bağlaç
'Yalnız' sözcüğünün yerine 'ama/fakat' getirilebiliyorsa sözcük o cümlede bağlaç görevindedir.
Soru 6
Aşağıdaki sözcükler, taşıdıkları iki anlamla birlikte çok anlamlı sözcüklere örnek olarak gösterilmiştir. Bu gösterim hangi sözcük için yanlıştır?
A) göz (organ) – göz (çekmecenin gözü)
B) burun (organ) – burun (denize uzanan kara parçası)
C) ayak (organ) – ayak (masanın ayağı)
D) dil (organ) – dil (anlatım biçimi, üslup)
E) yüz (insanın yüzü) – yüz (sayı: 100)
Cevabı göster
Cevap: E) yüz (insanın yüzü) – yüz (sayı: 100)
Çok anlamlı sözcüklerin anlamları arasında uzak da olsa bir ilişki bulunur; sesteş sözcükler arasında ise hiçbir anlam ilişkisi yoktur.
Soru 7
Somut ve soyut anlamlı sözcüklerle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Somut sözcükler beş duyuyla algılanabilen varlıkları karşılar.
B) Soyut sözcükler yalnızca düşünce ve duygularla kavranır.
C) 'Kitap' ve 'deniz' somut anlamlı sözcüklere örnektir.
D) Soyut sözcükler de duyularla algılanan varlıkları gösterir.
E) 'Sevgi' ve 'özgürlük' soyut anlamlı sözcüklere örnektir.
Cevabı göster
Cevap: D) Soyut sözcükler de duyularla algılanan varlıkları gösterir.
Soyut anlamlı sözcükler beş duyuyla algılanamaz; yalnızca düşünce ve duygularla kavranan kavramları (sevgi, özgürlük gibi) karşılar.
Soru 8
'Tutarsızlık' kavramıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?
A) Bir kavramı çekici göstermek için birden çok sözcükle dolaylı anlatmaktır.
B) Olumsuz çağrışımlı bir sözün yerine daha yumuşak bir söz kullanmaktır.
C) Yazılışı aynı, anlamları farklı sözcüklerin bir arada bulunmasıdır.
D) Kişinin söyledikleriyle yaptıkları arasında çelişki bulunmasıdır.
E) Aynı anlama gelen iki sözcüğün gereksiz yere yinelenmesidir.
Cevabı göster
Cevap: D) Kişinin söyledikleriyle yaptıkları arasında çelişki bulunmasıdır.
'Tutarsızlık', birbiriyle çelişen, bağdaşmayan tutum ve sözler sergileme; söylenenlerle yapılanların birbirini tutmaması durumudur.
Soru 9
Dolaylama ve güzel adlandırma (örtmece) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 'Hayatını kaybetti', 'öldü' yerine kullanılan bir güzel adlandırmadır.
B) 'Yedi tepeli şehir' sözü, ölümü yumuşatmak için kullanılan bir örtmecedir.
C) Dolaylama, kötü çağrışımlı bir sözü yumuşatmak amacıyla yapılır.
D) Güzel adlandırma, bir kavramı birden çok sözcükle süsleyerek anlatmaktır.
E) 'Beyaz perde' sözü, sinema için kullanılan bir güzel adlandırmadır.
Cevabı göster
Cevap: A) 'Hayatını kaybetti', 'öldü' yerine kullanılan bir güzel adlandırmadır.
Güzel adlandırma (örtmece), kötü ya da olumsuz çağrışım yapan bir sözün yerine daha yumuşak bir ifade kullanmaktır; 'öldü' yerine 'hayatını kaybetti' demek buna örnektir.
Soru 10
Farklı sözcüklerle kurulmuş olmalarına karşın okuyucuya aynı düşünceyi ve yargıyı ileten cümlelere ne ad verilir?
A) Yakın anlamlı cümleler
B) Eş sesli cümleler
C) Eş anlamlı cümleler
D) Eş anlamlı sözcükler
E) Karşıt anlamlı cümleler
Cevabı göster
Cevap: C) Eş anlamlı cümleler
Eş anlamlı cümleler, farklı sözcüklerle kurulsalar bile okuyucuya aynı düşünceyi ve yargıyı veren cümlelerdir.
Soru 11
Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi sözcükler getirilmelidir?
"Bu şehir, insanı hem _____ hem de _____ eden bir yere sahip; biri huzur verir, diğeri hayranlık uyandırır."
A) sakinleştiren – kalabalıklaştıran
B) rahatsız eden – sıkıştıran
C) yorduran – şaşırtan
D) dinlendiren – büyüleyen
E) bunaltan – neşelendiren
Cevabı göster
Cevap: D) dinlendiren – büyüleyen
Cümlenin anlam bütünlüğü 'huzur veren' ve 'hayranlık uyandıran' kavramlarını gerektirir; 'dinlendiren – büyüleyen' bu bağlamı karşılayan tek çifttir. Diğer seçenekler olumsuz ya da bağlamla çelişen anlamlar içerir.
Soru 12
"Sınav sonuçlarını görünce içi daraldı." cümlesinde geçen 'içi daralmak' deyiminin yerini tutabilecek ifade aşağıdakilerden hangisidir?
A) sıkıntıdan bunaldı
B) büyük bir sevince kapıldı
C) dikkatini tümden yitirdi
D) ansızın çok yoruldu
E) kendine olan güveni arttı
Cevabı göster
Cevap: A) sıkıntıdan bunaldı
'İçi daraldı' deyimi sıkıntı duymak, bunalmak anlamına gelir; bu bağlamda 'sıkıntıdan bunaldı' ifadesi deyimin anlamını en doğru biçimde karşılar.
Soru 13
Türkçede 'kampüs' yerine zamanla 'yerleşke' sözcüğünün benimsenmesi göz önüne alındığında, bu iki sözcük arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A) Yabancı kökenli bir sözcük ile onun benimsenen Türkçe karşılığı
B) Aralarında hiçbir anlam ilişkisi bulunmayan, eş sesli iki ayrı sözcük
C) Anlamca birbirinin karşıtı olan iki zıt anlamlı sözcük
D) Aralarında küçük bir anlam farkı bulunan iki yakın anlamlı sözcük
E) Yazılışı aynı, anlamları farklı tek bir çok anlamlı sözcük
Cevabı göster
Cevap: A) Yabancı kökenli bir sözcük ile onun benimsenen Türkçe karşılığı
Türkçede dile yerleşmiş yabancı kökenli 'kampüs' sözcüğünün yerini zamanla benimsenen Türkçe 'yerleşke' alır; bu, yabancı bir sözcük ile onun Türkçe karşılığı arasındaki ilişkidir.
Soru 14
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde parantezden önceki sözcüğün yerine parantez içindeki sözcük getirildiğinde cümlenin anlamı değişmez?
A) Bu işi bir çırpıda (vuruşta) tamamladı.
B) Arkadaşı ona soğuk (serin) davranıyordu.
C) Gönlü (kalbi) olmayan birinden yardım bekleme.
D) Bu fikir aklıma yattı (uzandı).
E) Kendi kendine konuşanlar deli (mecnun) sayılırdı.
Cevabı göster
Cevap: E) Kendi kendine konuşanlar deli (mecnun) sayılırdı.
"Deli" sözcüğü bu cümlede gerçek anlamıyla (aklı başında olmayan kimse) kullanılmıştır; "mecnun" da bu anlamın eş anlamlısı olduğu için yerine getirildiğinde cümlenin anlamı değişmez.
Soru 15
Aşağıdaki tanımlardan hangisi 'eş anlamlı cümleler' kavramını doğru biçimde açıklamaktadır?
A) Aynı sözcükleri farklı sırayla içeren ve bu sayede birbirinden anlam olarak ayrılan cümlelerdir.
B) Anlam bakımından birbirine yakın olmakla birlikte farklı yargılar taşıyan cümlelerdir.
C) Yalnızca eş anlamlı sözcükler kullanılarak oluşturulmuş, bu nedenle birbirinin yerine kullanılabilen cümlelerdir.
D) Farklı sözcüklerle kurulmuş olsalar da okuyucuya aynı düşünceyi ya da yargıyı aktaran cümlelerdir.
E) Aynı konuyu işleyen ancak anlatım biçimleri nedeniyle farklı mesajlar veren cümlelerdir.
Cevabı göster
Cevap: D) Farklı sözcüklerle kurulmuş olsalar da okuyucuya aynı düşünceyi ya da yargıyı aktaran cümlelerdir.
Eş anlamlı cümlelerin tanımı gereği sözcük seçimi farklı olsa da her iki cümle okuyucuya aynı düşünce veya yargıyı iletir; bu durum cümlelerin anlamda eşdeğer olmasını sağlar.